2005 yılının Ağustos ayında, İstanbul 28 derece sıcaklıkla boğuşurken,Polonya’ ya gitmek için uçağa bindik.Benim ilk Avrupa seyahatim,hatta ilk kez uçağa binişimdi.Farklı bir coğrafyaya gimek hakkında hiçbir fikrim olmasa gerek; nasılsa yaz ayında olduğumuz için, Polonya’nın iklimini araştırma zahmetinde de bulunmamıştım.
Uçak Varşova’ ya indiğinde, havanın yağmurlu olduğunu gördük,ama asıl süpriz hava sıcaklığının da 18 derece oluşuydu.Ne komik ki ben bavulumu yazlık kıyafetlerle doldurmuştum.
Bavullarımızı kiralık bir odaya emanet ettikten sonra,Kazimierz Dolny’e gitmeden önce; Varşova’ da birkaç saat geçirme fırsatı bulduk.Varşova’ da beni en çok etkileyen her yerde çiçeklerin oluşuydu.Caddelerdeki sokak lambalarına dahi asılmış çiçekleri ilk kez orada gördüm.
Bilim ve teknoloji müzesini,Eski Kenti ,Kraliyet kalesini,Kopernikin heykelinin bulunduğu meydanı gezdik.
Akşam üstü olunca,bavulları bıraktığımız yerde buluşup,bizi Kazimierz Dolny' e götürecek servis aracına bindik.
Katolik öğrenci yurdunda geceyi,oldukça üşüyerek geçirdik.Oda neden öyle soğuktu hatırlamıyorum,sanırım onlar için yaz mevsimiydi.Sabah kahvaltısında uzun cam bardaklarda çay içtik,kremalı yumurta yedik.Öğle ve akşam yemeklerinde domuz yemek kaçınılmazdı.
Her ihtimale karşın, yanıma mayomu da almıştım.Tabii soğuk havanın yanı sıra, çamur renginde akan nehri görünce vazgeçtim.
Yürüyüş parkurumuzda, frambuaz tarlaları ile karşılaştık.Dalından frambuaz yemek, sanırım benim için unutulmazdı.
Kazimierz Dolny, bence yaz aylarında sıcaktan bunalanlara, bahar mevsimini yaşatıyor.O kadar yeşil ve çiçekli ki...Renkler çok canlı.
'Lody' benim için her mevsimde ve dünyanın her yerinde vazgeçilmez.Lody=dondurma demek.Ve burada da dondurmacılar var.
'Akşam barbekü partisi var' diye duyum alırsanız, pek te sevinmeyin derim ben.Uzun bir yürüyüşün ardından,hatta artık oldukça ıssızlaşan sokaklar mı desem,orman mı desem bilemiyorum, bir restaurant' ın bahçesine geldik.Ve ben kuzu yada tavuk, ne bileyim şöyle baharatlı bir sucuk,dana eti beklerken...Domuz ürünleri tüm ihtişamı ile sofrada; henüz pişmemiş halde belirdi...Domuz sosisi,domuz eti,mumbar tarzı siyahımsı,çok büyük ihtimalle domuz dolgulu bir dolma.Evet menü bana pek uygun değildi.Açlıktan yemek istesem de, tadı hiç iyi değildi.
Polonya, votkası ile de meşhurmuş.İki cinsi var yanılmıyorsam.Ya da en azından ben ballı ve şişenin içinde uzun bir çimen parçası bulunan votkalardan aldım.
Kazimierz Dolny' de meydanda kurulan tezgahlarda, çok renkli ve orjinal aksesuarlara rastlamak mümkün.
Polonya' dan döndükten sonra, bir derginin gezi sayfalarında yine bu kasabayı gördüm.Meğer burası bir ortaçağ kasabası imiş.Bir de kasabanın meydanında gördüğümüz köpeğin, burnunun okşanması bir adetmiş.
Bizi gezdirenlerin çok hayretle baktıkları bu ağaç gövdeleri de anlam veremediğim şeylerdendi. 













Hiç yorum yok:
Yorum Gönder